İçeriğe geç

Çok ekrana bakmak baş döndürür mü ?

Çok Ekrana Bakmak Baş Döndürür Mü?

Dijital Dünyanın Tükenmeyen Ekranları

İzmir’de 25 yaşındayım, daha doğrusu her gün biraz daha büyüdüğümü düşünüp içten içe “Allah’ım 25 mi? Gerçekten 25 mi?” diye sorguluyorum. Ama bir şekilde yetişkinlik dediğimiz şey, hiç de düşündüğüm gibi gitmiyor. Ne zaman 30’a yaklaşsam, bir ekranı daha fazla açmam gerektiğini hissediyorum. Düşünsene, sabah kalktığında önce telefonunu kontrol etmek, ardından bilgisayar, sonra tekrar telefon… Veya bilgisayarın karşısına geçtikten sonra telefonun üzerinde o kadar zaman geçiyor ki, bir an gözlerim iyice bulanıyor, başım dönüyor ve ben aslında o baş dönmesinin kaynağını aramak için Google’a giriyorum. O zaman, soruyorum kendime: Çok ekrana bakmak baş döndürür mü?

Düğünle Süslenmiş Ekranlar

Öncelikle şunu kabul edelim: Ekranlar, baş döndürücü bir hızla hayatımıza girdi. 20 sene önce, sabah kalktığında sadece gazeteye göz atıp kahve içenler vardı. Şimdi ise kahveni içerken, Instagram’da kim ne yapıyor, Twitter’da hangi ünlü hangi skandalı patlatmış, ve bir sürü “tükenmeyen” video izlerken, ekranlardan gözlerini ayırman neredeyse imkansız.

Ve tabii, 25 yaşında biri olarak, bu yeni “bağımlılık” seviyesini iyice anlamaya başladım. Ama bak, bazen de o kadar komik ki, telefon elimde, masamda bilgisayar, televizyon açık… Bir tanıdıkla buluşmaya gidiyorum, bir dakika telefonumdan bakmam gereken bir şey var. Bir gün bunu düşündüm: Gerçekten buluştuğum kişiyle sohbet ederken, acaba o da telefonunda başka birini arıyor mu? İşte bu “ekranlar” arası ince ama derin bir savaş. Kendimi iyi hissettirmediği kesin.

Ama bir işin de kötü tarafı var: Bu kadar ekran, bu kadar bilgi ve bu kadar görüntü beynimi yoruyor. Tam da o noktada baş dönmesi başlıyor. Kimseye belli etmiyorum ama içten içe gözlerim dumanlı, kafa karışık, ben her şeyin farkındayım ama adeta gülümsüyorum. O kadar çok bilgiyi kısa sürelerde alıyoruz ki, beynimiz gerçekten sınıra gelmiş durumda. Bu kadar veriyi işlemeye çalışmak, tabii ki baş döndürücü.

“Bir Anlık Dalgınlık” Diyalogları

Hayatımda her şey çok hızlı geçiyor. Tam bir dakika önce baktığım şeyle şimdi neyle uğraştığımı hatırlayamıyorum. Sonuçta beynin bu kadar hızlı çalışması, hiç de hoş değil. Bazen oturuyor, kafamda o kadar çok şey dönüyor ki, “Bana bir durun, bi’ nefes alayım!” diyorum ama yok, ekranlar bir şekilde seni kucaklıyor. Bir gün, eve gidip tek bir şey yapmak istemiştim:

Ben: “Güzel bir film izleyeyim, akşam keyfime bakayım.”

Telefon: “YouTube’da yeni video var, bakmazsan olmaz.”

Ben: “Hayır, bugün film izlemek istiyorum.”

Telefon: “Ama bir dakika, Instagram’da yeni bir fotoğraf var, beğenmezsen geçer.”

Bir şekilde 5 dakika sonra kendimi o fotoğrafı beğenmiş ve beş farklı video izlerken buluyorum. Tam o sırada, kafamı biraz geriye yaslıyorum, gözlerimi kapatıyorum ve bir anlık dalgınlıkla düşünüyorum: Gerçekten bir şey izledim mi, yoksa başka bir şeyi mi izledim?

Gözlerinize İyi Bakın: Elektronik Çocukları!

Bir diğer sorun ise göz sağlığı… Tamam, kabul ediyorum, ekrana bakmak eğlenceli, ama abartınca ne oluyor? Gözlerim sanki bir bilgisayar gibi açık kalıyor ve bir süre sonra bilgisayarın dışında hiçbir şey göremiyorum. Hani öyle “Gözlerim ağrıyor, başım dönüyor” diye başlayan bir cümle var ya, aynen öyle. Ekranlar o kadar uzun süre baktığımda başımı döndürüp “Bir saniye, dur, gözlük takmam gerek” dedirtiyor.

Düşünsene, her şeyin normal olduğu bir gün, telefonun ekranına bakarken “Nereye bakıyorsam, sürekli simgelerle karşılaşıyorum” dediğim an, o kadar abartmışım ki… Bu kadar ekran görmek, beynin de “Bir dakika, dur” demesine sebep oluyormuş. Ne oldu sonra? O an başım dönmeye başladı, ancak bunu fark ettiğimde iş işten geçmişti.

Teknolojinin Karanlık Yüzü

Bazen bu kadar ekranın bir insanı nasıl baş döndürücü hale getirebildiğini düşünüyorum. Belki de bir bakıma çılgın bir robot dünyası yaratmaya çalışıyoruz, farkında olmadan. Her şey bir tıkla, her şey elimizin altında. Kimse, ekranın ardında ne olduğunu düşünmüyor. Zaten teknoloji ne kadar ileri giderse gitsin, sonuçta geriye kalan tek şey “düşünmeden” geçirdiğimiz zamanlar.

Bir arkadaşım bir gün bana şöyle demişti: “İzmir’in en güzel yeri neresi?” Ben de hemen: “Instagram’da paylaşılan fotoğrafları gördüğün yerler.” Gerçekten de öyle. Hayatımda en çok baktığım şey fotoğraflar, içerikler ve videolar. Ama öte yandan… Tek bir tıkla, tüm dünyayı izleyebilmek, ama kendi hayatından kopmak… Başka bir dünyada olmak, hayatın dışına çıkmak… Sonra geri dönmek. İşte bu baş döndürücü!

Sonuçta Ekranlarla Dans Ediyoruz

Ekranlar ve biz, zamanla birbirimize alıştık. Baş dönmemizin tek sebebi bu değil, aynı zamanda gözlerimizin ekranda kaybolmuş olması. Sonuçta, Çok ekrana bakmak baş döndürür mü? diye sorarsak, cevabım tabii ki “evet.” Eğer ekranlar arasında kaybolmazsan, bir yerde dengenizi kaybediyorsunuz. Ama burada önemli olan dengeyi bulmak. Bir süre sonra ekranlarla dans etmeyi öğreniyorsunuz. Hızlıca bakmak, hızlıca geçmek ama bazen durmak gerektiğini hatırlamak gerekiyor.

Ve ne kadar kaçmaya çalışsam da sonunda şunu fark ettim: Ekranlar bizimle! Hem dans ediyoruz hem de kayboluyoruz. İşte bu karmaşık dünyada bizler de birer dijital dansçı olduk. Ama ne zaman bir yerden baş dönmesiyle kalkıp baksam, bir dakika önce neyle uğraşıyordum diye tekrar düşünüyorum. Yani, dikkatli olun!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu veren siteler
Sitemap
https://elexbett.net/betexper.xyz